Ankara Psikoloji Akademisi – Psikolog ve Terapi, Çankaya

Sağlıklı Sevgi Nedir?

Her yoğun duygu sevgi değildir. Peki sağlıklı sevgi ile duygusal bağımlılık, kıskançlık ve kontrol arasındaki farkı nasıl anlayabiliriz? Erich Fromm’un Sevme Sanatı yaklaşımından yola çıkarak sağlıklı sevginin işaretlerini ve toksik ilişki örüntülerini ele aldığımız yeni blog yazımız yayında. Yazının tamamını okumak için bağlantıya dokunun.

Sağlıklı Sevgi Nedir?

Çocukların Dünyayı Anlama Yolculuğu: Piaget’ye Göre Bilişsel Gelişim

Piaget’nin bilişsel gelişim kuramına göre çocukların düşünme biçimleri yaşla birlikte nasıl değişir? Duyumotor, işlem öncesi, somut ve soyut işlemler dönemlerini keşfedin.

Çocukların Dünyayı Anlama Yolculuğu: Piaget’ye Göre Bilişsel Gelişim

Kalabalıkta Yalnız Hissetmek: Sosyal İzolasyon Şeması

Sosyal izolasyon şeması, kişinin insanlar arasında olsa bile kendisini dışarıda, farklı ve ait değilmiş gibi hissetmesine neden olabilir. Bu yazıda ait olamama hissinin kökenlerini ve günlük yaşamdaki yansımalarını ele alıyoruz.

Kalabalıkta Yalnız Hissetmek: Sosyal İzolasyon Şeması

Erteleme Davranışı: Psikolojik Temelleri ve Duygusal Döngüsü

Erteleme çoğu zaman tembellik değil; kaygı, mükemmeliyetçilik, başarısızlık korkusu ve zor duygulardan kaçınma döngüsüdür. Peki ertelerken aslında neyi ertelemiş oluruz?

Erteleme Davranışı: Psikolojik Temelleri ve Duygusal Döngüsü

Duygusal İhmalin Sessiz İzleri

Çocuklukta görülmeyen duygular, yetişkinlikte sessizce kendini göstermeye devam edebilir.

Duygusal İhmalin Sessiz İzleri

İçimizdeki Sesler (İçimizdeki Ebeveyn modu)

İçsel eleştirel sesin kökenini ve yetişkinlik üzerindeki etkilerini şema terapi perspektifinden ele alan bu yazıda; içimizdeki ebeveyn modunun nasıl oluştuğunu, ne zaman işlevsiz hale geldiğini ve bu iç sesle daha sağlıklı bir şekilde nasıl çalışılabileceğini bilimsel temelde değerlendirdik.

İçimizdeki Sesler (İçimizdeki Ebeveyn modu)

Freni Olmayan Araba: Antisosyal Kişilik Bozukluğunu Anlamak

Antisosyal kişilik bozukluğu, günlük dilde düşünüldüğünden daha farklı bir yapıyı ifade eder. Yalnızca sosyal ilişkilerden uzak durmakla değil; empati kurmakta zorlanma, dürtü kontrolünde güçlük, kurallarla çatışma ve zaman zaman başkalarının sınırlarını gözetmekte zorlanma gibi örüntülerle de kendini gösterebilir.

Freni Olmayan Araba: Antisosyal Kişilik Bozukluğunu Anlamak

Kendimizden Beklentilerimiz Ne Kadar Gerçekçi?

Kendinize koyduğunuz beklentiler sizi geliştiriyor mu, yoksa sessizce yoruyor mu? “Daha iyi olmalıyım”, “Yetersizim”, “Herkes benden daha başarılı” gibi düşünceler zihninizde sık sık dönüyorsa, bu yazı tam size göre. Bu blogda; gerçekçi beklentiler, mükemmeliyetçilik, içsel eleştiri ve psikolojik esneklik üzerine durarak, kendinizle daha şefkatli ve dengeli bir ilişki kurmanın yollarını bulacaksınız.

Kendimizden Beklentilerimiz Ne Kadar Gerçekçi?

Zor Bir Anne ile Büyümek

Çocuklukta annenizle kurduğunuz ilişki, bugün kendinizi nasıl gördüğünüzü ve ilişkilerde nasıl davrandığınızı şekillendirebilir.

Zor Bir Anne ile Büyümek

Otizm Spektrum Bozukluğu: Ebeveynler İçin Yol Gösterici Bir Rehber

Otizm spektrumunda her çocuk benzersizdir. Bu rehberde Otizm Spektrum Bozukluğunu daha iyi anlamak ve çocuğunuzu desteklemek için güvenilir bir çerçeve bulacaksınız.

Otizm Spektrum Bozukluğu: Ebeveynler İçin Yol Gösterici Bir Rehber
Ergen çocuğum odasından hiç çıkmıyor! 0:36

Ergen çocuğum odasından hiç çıkmıyor!

Psk. Esra Karakuş
Depresyonu Hissetmek ve Anlamak
423

Depresyonu Hissetmek ve Anlamak

Depresyon çoğu zaman tek bir kötü günden ibaret değildir. Daha çok; duygu, düşünce, beden ve davranış alanlarının birbir...

Devamını Oku
Suçlu Psikolojisi: Zihnin Karanlık Senaryosunun Anatomisi
373

Suçlu Psikolojisi: Zihnin Karanlık Senaryosunun Anatomisi

Suç davranışı, çoğu zaman toplum tarafından “anlık bir kopuş” ya da “kontrol kaybı” olarak yorumlanır. Fakat psikoloji l...

Devamını Oku
Otizm Spektrum Bozukluğu: Ebeveynler İçin Yol Gösterici Bir Rehber
369

Otizm Spektrum Bozukluğu: Ebeveynler İçin Yol Gösterici Bir Rehber

Otizm Spektrum Bozukluğu Nedir? Otizm kelimesi, Yunanca’da “benlik” anlamına gelen “autos” sözcüğünden türetilmiştir. İ...

Devamını Oku
Elliott Kutupluluk Teorisi: Şemaların İki Ucu ve Sağlıklı Merkez
368

Elliott Kutupluluk Teorisi: Şemaların İki Ucu ve Sağlıklı Merkez

Bazı danışanlar kendilerini şöyle tarif eder: “Bazen kimseye yetemeyen, içi çökmüş biriyim… bazen de kendimi abartılı b...

Devamını Oku
Psikoterapide Düzenli Katılım Neden Önemlidir?
353

Psikoterapide Düzenli Katılım Neden Önemlidir?

Psikoterapi; belirli hedefleri olan, planlı ve izlenebilir bir değişim sürecidir. Bu sürecin etkili ilerlemesinde düzenl...

Devamını Oku
Travmayı Anlamlandırmak
333

Travmayı Anlamlandırmak

“Travma müebbet ceza değildir.” -Kaplanı Uyandırmak: Travmayı İyileştirmek Peter A. Levine ve Ann Frederick (1997)  ...

Devamını Oku
Zor Bir Anne ile Büyümek
329

Zor Bir Anne ile Büyümek

Çocuklukta kurulan ilişki, yetişkinlikte kendimizi ve dünyayı nasıl görmemizi etkiler?   Bazı anneler çocuklarını sever...

Devamını Oku
Çocukların Dünyayı Anlama Yolculuğu: Piaget’ye Göre Bilişsel Gelişim
325

Çocukların Dünyayı Anlama Yolculuğu: Piaget’ye Göre Bilişsel Gelişim

Çocukların Dünyayı Anlama Yolculuğu: Piaget’ye Göre Bilişsel Gelişim   Bir çocuğun büyümesini sadece boyunun uzaması y...

Devamını Oku

2 Adımda Terapiye Başlayın

Telefon doğrulandı ✔
Kod hatalı!
Randevu

Aklınızda soru işareti mi var?

Bize danışın.

05438209008 Whatsapp
Ankara Psikoloji Akademisi
2022 yılından bugüne;
5300+
seans
10/10
memnuniyet
Bireysel Terapi

Bireysel Terapi

Bireysel terapi, psikoloji kaynaklarında kişinin kendi iç dünyasını, düşünce ve duygularını güvenli bir ortamda bir uzma...

Devamını Oku
Aile ve Çift Terapisi

Aile ve Çift Terapisi

Aile ve çift terapisi, romantik ilişkiyi (çift) ve/veya aile sistemini bir “takım” gibi ele alıp; iletişim, çatışma çözm...

Devamını Oku
Çocuk Terapisi

Çocuk Terapisi

Çocuk terapisi; çocukların duygu, düşünce ve davranışlarını daha sağlıklı şekilde düzenlemelerine yardımcı olmayı amaçla...

Devamını Oku
Online Terapi

Online Terapi

Online terapi; psikolojik destek ve psikoterapi sürecinin, güvenli bir görüntülü görüşme altyapısı üzerinden yürütüldüğü...

Devamını Oku
Grup Terapisi

Grup Terapisi

Grup terapisi, benzer duygusal zorluklar, yaşam deneyimleri veya kişilerarası sorunlar yaşayan bireylerin, uzman bir psi...

Devamını Oku
Ergen Terapisi

Ergen Terapisi

Ergen terapisi; 12–18 yaş aralığında gençlerin duygusal, sosyal ve akademik süreçlerde yaşadığı zorlukları anlamak, düze...

Devamını Oku
Workshoplar

Workshoplar

Ankara Psikoloji Akademisi olarak, psikolojik iyi oluşu destekleyen, farkındalık kazandıran ve kişisel gelişimi güçlendi...

Devamını Oku
Gönüllü Staj Programı Başvuruları

Gönüllü Staj Programı Başvuruları

Gönüllü Staj Programı Başvuruları Ankara Psikoloji Akademisi Gönüllü Staj Programı; psikoloji alanında kendini geliştir...

Devamını Oku
Psk. Ömer Balaban
Psk. Ömer Balaban
Psikolog
4
Randevu al
Psk. Esra Karakuş
Psk. Esra Karakuş
Psikolog
20
Randevu al

Terapinin sağlıklı ve verimli ilerleyebilmesi için danışan ile uzman arasında güvene dayalı bir çalışma ilişkisi kurulması önemlidir. Danışanın kendini anlaşıldığını, kabul edildiğini ve güvenli bir alanda ifade edebildiğini hissetmesi; sürecin temelini oluşturur. Bu ilişkinin güçlenmesi ve terapi hedeflerine ulaşılabilmesi için, görüşmelere düzenli katılım önerilir. Terapi dinamik bir süreçtir; uzman, süreç boyunca danışandaki gelişimleri ve değişimleri izleyerek planı ihtiyaçlara göre günceller.

Terapi süresi ve görüşme sıklığı; başvurulan konunun niteliğine, yaşanan güçlüğün şiddetine, ne kadar süredir devam ettiğine ve danışanın hedeflerine göre kişiden kişiye değişkenlik gösterebilir. Uygulamada en sık tercih edilen görüşme aralığı haftada bir olmakla birlikte, bazı durumlarda daha sık ya da daha seyrek görüşmeler planlanabilir. Bu noktada danışanın, kendi sürecine ilişkin uzmanın önerdiği görüşme düzenine uyması önem taşır.

Psikoterapi, başlangıcı ve tamamlanma aşamaları olan planlı bir süreçtir. Bu nedenle terapiyi sonlandırma kararı, yalnızca “iyi hissetme” ya da “zorlanma” gibi anlık gerekçelerle değil; hedeflerin ne ölçüde karşılandığı, kazanımların kalıcılığı ve danışanın ihtiyaçları değerlendirilerek, uzmanla birlikte ele alınmalıdır. Sağlıklı bir kapanış, terapide elde edilen kazanımların günlük yaşama aktarılması ve sürdürülebilir hâle gelmesi açısından önemli bir basamaktır.

Terapi ilişkisinin etkili biçimde kurulabilmesi ve çalışmanın derinleşebilmesi için görüşmelerin ayda birden daha sık yürütülmesi genellikle önerilir. Çünkü terapi; tekrar eden düşünce ve inanç örüntülerinin, duygusal tepkilerin ve yaşam olaylarının anlamlandırıldığı; zaman içinde katman katman ilerleyen bir süreçtir.

Bazı danışanlar, birkaç görüşme sonrasında yeterli değişimi göremediğini düşünerek süreci erken sonlandırabilmektedir. Oysa uzun süredir devam eden ve yaşam işlevselliğini etkileyen düşünce kalıplarının, duygusal yüklerin ve davranış örüntülerinin kısa sürede tamamen ele alınması çoğu zaman mümkün değildir. Kalıcı değişim; farkındalık, düzenli çalışma ve yeni becerilerin yaşamın içine yerleştirilmesiyle gerçekleşir. Bu nedenle, kendinizin/ailenizin/çocuğunuzun psikolojik iyilik hâlinin artması ve elde edilen kazanımların terapi dışındaki zamanlarda da sürdürülebilir olması için psikoterapi sürecine devam etmek önemli bir yatırımdır.

Psikoterapi; en genel anlamıyla bireyin düşünce, duygu ve davranış örüntülerini, konuşma ve ilişki kurma yolları aracılığıyla ele alarak değişim ve iyileşmeyi hedefleyen profesyonel bir yardım sürecidir. Amaç; danışanın psikolojik iyilik hâlini güçlendirmek, yaşadığı sorunları daha iyi anlamasını sağlamak ve bu sorunlarla daha işlevsel biçimde baş edebilmesine destek olmaktır. Psikoterapi, psikoloji ve psikiyatri alanlarında üretilen bilimsel bilgiye dayanır; bireyin kendisi ve çevresi için güçlük yaratan belirtilerin hafiflemesi ve yaşam kalitesinin artması adına uygun teknik ve yaklaşımların planlı şekilde uygulanmasını içerir.

Psikoterapinin temel bileşenlerinden biri, uzman ile danışan arasında kurulan güven temelli iş birliği ilişkisidir. Bu olumlu çalışma ilişkisi “terapötik ittifak” olarak adlandırılır ve terapi sürecinin verimliliğini belirleyen en önemli unsurlardan biridir.

Dünya genelinde farklı kuramsal temellere dayanan çok sayıda psikoterapi yöntemi bulunmaktadır. Bu yöntemler arasında kanıta dayalı (etkililiği bilimsel araştırmalarla desteklenmiş) yaklaşımlar öne çıkmakta ve güncel klinik uygulamalarda sıklıkla tercih edilmektedir. Ruh sağlığı alanında çalışan uzmanlar; danışanın başvuru nedeni, mevcut yaşam koşulları, ihtiyaçları ve tercihleri doğrultusunda uygun yöntemi belirleyebilir. Uzman, belirli bir terapi ekolü çerçevesinde ilerleyebileceği gibi, danışanın ihtiyacına göre farklı yaklaşımlardan yararlanan eklektik bir çerçeveyle de çalışabilir.

Psikoterapi ekolleri, ortaya çıktıkları dönemin ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde şekillenmiş; zaman içinde klinik deneyim ve bilimsel birikimle günümüz koşullarına uyarlanmıştır. Öğrenme ilkeleri ve davranışçı kuramlar, psikodinamik yaklaşımlar, varoluşçu düşünce gibi farklı kuramsal zeminler psikoterapi yöntemlerinin temelini oluşturur. Terapi planı; danışanın hedeflerine ve beklentilerine göre yapılandırılır. Bu kapsamda bireysel psikoterapi, grup psikoterapisi, aile/çift terapisi ve oyun terapisi gibi farklı uygulama alanları bulunmaktadır.

Günümüzde klinik alanda yaygın biçimde kullanılan yaklaşımlar arasında Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Şema Terapi, Aile Terapisi, Psikodrama, Varoluşçu Terapi, Oyun Terapisi ve EMDR yer alır.

Terapi yaklaşımından bağımsız olarak, güncel psikoterapi araştırmaları özellikle iki noktaya dikkat çeker:
• Uzman–danışan arasında kurulan ilişkinin niteliği,
• Danışanın yaşadığı güçlükleri anlama biçimi ve geliştirdiği farkındalık/içgörü.

Terapi sürecinde danışanın kendi yaşantısına daha yakından bakabilmesi; tekrar eden duygu ve davranış döngülerini tanıması, zorlanmaların oluşumunda kendi payını görebilmesi ve değişim alanlarını fark etmesi hedeflenir. Bu farkındalık, sorunun tüm sorumluluğunu dış etkenlere yüklemek yerine, kişinin kendi yaşamına dair sorumluluk almasını ve daha işlevsel seçimler geliştirmesini destekler. Psikoterapi, bireyin kendi iç dünyasını daha iyi anlamasına ve yaşamını daha bilinçli biçimde yapılandırmasına alan açan bir süreçtir.

Psikoterapi, bir yönüyle bilime; bir yönüyle de insani temasın inceliğine dayanır. Bilimsel kuramlar ışığında ilerlerken, danışanı yargılamadan dinlemek, güvenli bir ilişki kurmak, farklı inanç ve yaşam deneyimleri karşısında saygılı ve esnek kalabilmek; terapi sürecinin “sanat” tarafını oluşturan ve iyileşmeyi taşıyan temel unsurlardandır.

Psikoloji; bireyin bilişsel süreçlerini, duygularını ve davranışlarını bilimsel yöntemlerle inceleyen; bu süreçlerin nasıl ortaya çıktığını, nasıl sürdüğünü, hangi koşullarda değiştirilebildiğini ve belirli ölçüde öngörülebilirliğini araştıran bir bilim dalıdır. Psikolog ise bu alanda eğitim almış, etik ilkeler ve mesleki standartlar çerçevesinde psikoloji bilgisini uygulamaya aktaran meslek mensubudur. Psikolog unvanı, lise eğitiminin ardından psikoloji alanında dört yıllık lisans programının tamamlanmasıyla kazanılır.

Psikoloji eğitimi, kuramsal altyapının yanı sıra uygulamaya dönük bir yetkinlik gelişimini de içerir. Ortalama bir psikoloji lisans mezunu, eğitim süreci boyunca kuramsal ve uygulamalı çok sayıda psikoloji içerikli dersi tamamlar; lisansüstü düzeyde ise öğrenciler, alanlarında derinleşmek ve uzmanlaşmak üzere ek dersler, süpervizyon ve araştırma süreçleriyle ilerler. Bu eğitim hattı, psikoloji alanının yüksek mesleki standartlarını ve yetkinlik temelli yaklaşımını yansıtır.

Bununla birlikte psikolojik değerlendirme; psikolojik testlerin seçimi, uygulanması, puanlanması ve yorumlanması gibi aşamaları kapsayan, titizlik gerektiren bir sorumluluk alanıdır. Bilimsel geçerlilik–güvenirlik ilkeleri doğrultusunda yürütülen değerlendirme süreçleri, bireyin ihtiyaçlarının doğru anlaşılması ve uygun yönlendirme/müdahale planının oluşturulması açısından önemli bir bileşendir.

Psikoloji bilimi; deneysel araştırmalarla ilerleyen Deneysel Psikoloji, bireyin toplumsal bağlamdaki tutum ve davranışlarını ele alan Sosyal Psikoloji, yaşam boyu değişimi inceleyen Gelişim Psikolojisi ve davranışsal-duygusal güçlükleri değerlendirme ve müdahale boyutuyla ele alan Klinik Psikoloji gibi temel alt alanlardan oluşur. Günümüzde psikoloji, bu temel alanlardan türeyen ve çeşitlenen çok sayıda uzmanlık alanına sahip geniş bir bilim ve meslek disiplinidir. Örnek olarak Okul Psikolojisi, Sağlık Psikolojisi, Nöropsikoloji, Endüstri ve Örgüt Psikolojisi, Adli Psikoloji, Spor Psikolojisi, Trafik Psikolojisi ve Psikometri sayılabilir.

Toplumda “psikolog” denildiğinde çoğunlukla klinik alanda çalışan ruh sağlığı profesyonelleri akla gelse de, psikologların çalışma alanı insan davranışının yer aldığı tüm bireysel ve toplumsal süreçleri kapsar. İlişki güçlükleri, şiddet ve çatışma döngüleri, sağlığa zarar veren alışkanlıklar, okul ve uyum problemleri, sınav kaygısı, boşanma süreçleri, fobiler, cinsel işlev sorunları, konuşma güçlükleri gibi pek çok başlık; psikolojik bakış açısıyla değerlendirilip ele alınabilen alanlar arasındadır. Psikologlar; bilimsel yöntemle veri toplama, analiz etme, riskleri belirleme, önleyici çalışmalar planlama ve uygun müdahale stratejileri geliştirme yoluyla bireylerin ve toplumun iyilik hâline katkı sunarlar.

Terapi süresi herkes için aynı değildir çünkü terapiyi etkileyen birçok değişken vardır. Örneğin; yaşadığınız problemin niteliği, bu sorunun ne kadar süredir devam ettiği, sizin terapiye getirdiğiniz beklentiler, seanslara düzenli katılımınız ve terapötik ilişkiye olan açıklığınız bu süreyi belirler.

Kimi danışan birkaç seanslık kısa süreli bir destekle ihtiyaç duyduğu rahatlamayı bulabilir, kimileri ise daha derin köklere inmek, yaşam boyu gelişmiş örüntüleri anlamak ve dönüştürmek için daha uzun bir sürece ihtiyaç duyar. Terapiyi bir “maraton” gibi düşünmek daha doğru olur: acele edilmeden, adım adım gidilen, kişinin temposuna göre şekillenen bir yolculuktur.