
Erteleme Davranışı Nedir?
Erteleme davranışı, kişinin yapması gereken bir işi, bu gecikmenin olumsuz sonuçlar doğurabileceğini bilmesine rağmen gönüllü olarak geciktirmesi şeklinde tanımlanır. Bu nedenle erteleme yalnızca “tembellik”, “isteksizlik” ya da “zamanı kötü kullanmak” değildir; daha çok öz-düzenleme, duygu düzenleme, motivasyon, kaygı ve kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyle bağlantılı karmaşık bir psikolojik süreçtir (Steel, 2007).
Erteleme davranışında kişi çoğu zaman ne yapması gerektiğini bilir; ancak göreve başlamakta, sürdürmekte ya da tamamlamakta zorlanır. Bu noktada sorun bilgi eksikliği değil, çoğu zaman görevin kişide uyandırdığı duygularla baş etme güçlüğüdür. Bu nedenle erteleme, yalnızca zaman yönetimiyle değil, kişinin duygusal dayanıklılığı ve öz-düzenleme kapasitesiyle de yakından ilişkilidir (Sirois & Pychyl, 2013).
Erteleme Tembellik Değildir
Erteleme davranışı sıklıkla tembellikle karıştırılır; ancak psikolojik açıdan bu iki kavram aynı değildir. Tembellikte kişi çoğu zaman eyleme geçme yönünde belirgin bir iç çatışma yaşamazken, ertelemede kişi yapılması gereken işi düşünür, yapması gerektiğini bilir, hatta yapmadığı için rahatsızlık duyar. Buna rağmen işe başlayamamak kişide suçluluk, kaygı ve kendine kızma duygularını artırabilir (Steel, 2007; Sirois & Pychyl, 2013).
Bu nedenle erteleme yaşayan kişiye yalnızca “daha disiplinli ol”, “kendini zorla” ya da “tembellik yapma” demek çoğu zaman yeterli olmaz. Çünkü erteleme çoğu zaman kişinin görevle değil, görevin uyandırdığı duygu yüküyle baş edememesiyle ilişkilidir. Kişi işi ertelediğinde aslında başarısızlık, yetersizlik, eleştirilme ya da sıkışmışlık duygusundan geçici olarak uzaklaşmaya çalışıyor olabilir (Sirois & Pychyl, 2013).
Erteleme Davranışı Nasıl Ortaya Çıkar?
Erteleme davranışı çoğu zaman belirli bir içsel döngüyle ilerler. Önce yapılması gereken bir görev fark edilir; ardından bu görev kişide kaygı, bunaltı, yetersizlik, sıkılma, öfke ya da utanç gibi zorlayıcı bir duygu uyandırır. Kişi bu duygudan uzaklaşmak için görevi erteler ve kısa süreli bir rahatlama yaşar. Ancak zaman geçtikçe iş birikir, son tarih yaklaşır ve kişi daha yoğun stres, suçluluk ve pişmanlık yaşamaya başlar (Sirois & Pychyl, 2013; Sirois, 2023).
Bu döngü tekrarlandıkça erteleme yalnızca tekil bir davranış olmaktan çıkıp kişinin alışılmış baş etme biçimlerinden biri haline gelebilir. Kişi her zorlandığında kaçınmayı seçtiğinde, kısa vadeli rahatlama davranışı pekiştirir; fakat uzun vadede görevler daha tehdit edici görünmeye başlar. Böylece erteleme, hem kaygıyı azaltmak için kullanılan hem de zamanla kaygıyı artıran bir döngüye dönüşebilir (NHS, n.d.-a; Sirois, 2023).
Erteleme Kişiye Nasıl Hissettirir?
Erteleme davranışı ilk anda kişiye rahatlama hissi verebilir. “Şimdi yapmayayım, sonra daha hazır olurum” düşüncesi, kişiyi o anki baskıdan uzaklaştırır. Ancak bu rahatlama genellikle kısa sürelidir. Görev hâlâ tamamlanmadığı için zihinsel yük devam eder ve kişi bir süre sonra aynı görevi daha fazla kaygı ve baskıyla düşünmeye başlar (Sirois & Pychyl, 2013).
Zaman ilerledikçe erteleme kişide suçluluk, utanç, huzursuzluk, zihinsel dağınıklık, gerginlik ve kendine yönelik öfke oluşturabilir. Kişi yalnızca işi ertelediği için değil, erteleme davranışını kendi karakterine bağladığı için de zorlanabilir. “Ben zaten böyleyim”, “bende disiplin yok”, “hiçbir şeyi zamanında yapamıyorum” gibi düşünceler, ertelemenin duygusal yükünü artırabilir (APA, n.d.; Steel, 2007).
Erteleme, Kaygı ve Kaçınma İlişkisi
Kaygı, erteleme davranışının en sık görülen psikolojik zeminlerinden biridir. Kişi bir görevi başarısız olma, eleştirilme, yanlış yapma ya da belirsizlikle karşılaşma ihtimali üzerinden tehdit gibi algıladığında, görevden uzaklaşmak kısa vadede kaygıyı azaltabilir. Ancak bu kaçınma uzun vadede kaygıyı azaltmak yerine güçlendirebilir; çünkü kişi görevle baş edebileceğine dair gerçekçi bir deneyim kazanamaz (NHS, n.d.-b).
Bu açıdan erteleme, kaygı döngüsünün bir parçası olarak değerlendirilebilir. Kişi kaçındıkça rahatlar; rahatladıkça kaçınma davranışı pekişir. Fakat kaçınılan görev zihinde büyür, kişi görevi daha zor ve kendisini daha yetersiz algılamaya başlar. Bu nedenle erteleme davranışıyla çalışırken yalnızca “işi yapmak” değil, kişinin kaygıyla kurduğu ilişkiyi de anlamak gerekir (Sirois & Pychyl, 2013; NHS, n.d.-b).
Erteleme ve Stres İlişkisi
Erteleme davranışı stresle yakından ilişkilidir. Yapılması gereken işler ertelendikçe zihinsel yük artar, tamamlanmamış sorumluluklar kişinin zihninde sürekli açık dosyalar gibi kalır. Bu durum, kişinin dinlenirken bile tam olarak rahatlayamamasına neden olabilir. Erteleme bu yönüyle yalnızca zamanı değil, kişinin zihinsel enerjisini de tüketebilir (Sirois, 2023).
Araştırmalar ertelemenin daha yüksek stres düzeyleriyle ilişkili olabileceğini göstermektedir. Özellikle kronik erteleme yaşayan kişilerde stresin, sağlık davranışları ve genel iyi oluş üzerinde olumsuz etkileri olabilir. Bu nedenle erteleme yalnızca akademik ya da mesleki bir sorun değil, aynı zamanda psikolojik ve fiziksel sağlıkla ilişkili bir risk alanı olarak da değerlendirilebilir (Sirois et al., 2023).
Erteleme ve Depresif Belirtiler
Depresif belirtiler de erteleme davranışını artırabilir. Depresif ruh halinde enerji azalması, isteksizlik, dikkat dağınıklığı, karar vermekte zorlanma ve umutsuzluk gibi belirtiler kişinin görevleri başlatmasını güçleştirebilir. Kişi yapması gerekenleri erteledikçe kendisini daha yetersiz hissedebilir ve bu durum depresif döngüyü besleyebilir (APA, n.d.; Sirois, 2023).
Bu noktada erteleme, her zaman yalnızca motivasyon eksikliği olarak değerlendirilmemelidir. Bazı kişilerde erteleme, ruhsal zorlanmanın davranışsal bir sonucu olabilir. Bu nedenle klinik açıdan erteleme davranışı ele alınırken kişinin duygu durumu, enerji düzeyi, uyku düzeni, kaygı düzeyi ve genel işlevselliği de birlikte değerlendirilmelidir (APA, n.d.; Sirois et al., 2023).
Ertelemenin Sağlık Davranışlarıyla Bağlantısı
Erteleme davranışı yalnızca iş, okul ya da günlük sorumluluklarla sınırlı kalmaz; sağlık davranışlarına da yansıyabilir. Kişi doktor randevusu almayı, sağlık kontrolüne gitmeyi, egzersize başlamayı, uyku düzenini toparlamayı ya da yardım aramayı da erteleyebilir. Bu nedenle erteleme, kişinin bedensel sağlığı ve yaşam kalitesi üzerinde dolaylı etkiler oluşturabilir (Sirois et al., 2023).
Kronik erteleme yaşayan kişilerde sağlıklı alışkanlıkları başlatmak veya sürdürmek daha zor hale gelebilir. Özellikle stres arttığında kişi uzun vadeli sağlık hedefleri yerine kısa vadeli rahatlamaya yönelebilir. Bu durum ertelemenin yalnızca psikolojik değil, davranışsal sağlık açısından da önemli bir konu olduğunu göstermektedir (Sirois, 2023; Centers for Disease Control and Prevention [CDC], 2025).
Şema Terapi Açısından Erteleme
Şema terapi açısından bakıldığında erteleme davranışı, erken dönem uyumsuz şemaların tetiklenmesiyle ortaya çıkan bir baş etme biçimi olarak anlaşılabilir. Erken dönem uyumsuz şemalar; çocukluk ve ergenlik döneminde gelişen, kişinin kendisi, diğerleri ve dünya hakkındaki derin duygusal-bilişsel örüntüleridir. Bu şemalar tetiklendiğinde kişi mevcut göreve yalnızca bugünkü anlamıyla değil, geçmişten gelen duygusal anlamlarla da tepki verebilir (Young et al., 2003).
Bu nedenle bir görevi ertelemek, yüzeyde yalnızca “işe başlamamak” gibi görünse de derinde “yetersiz olduğum görülecek”, “eleştirileceğim”, “başarısız olacağım”, “mükemmel yapamazsam değerim azalacak” gibi şema temelli anlamlarla ilişkili olabilir. Bu durumda erteleme, kişinin şemanın uyandırdığı acı verici duygulardan uzaklaşmak için kullandığı bir kaçınma stratejisi haline gelir (Young et al., 2003; Sirois & Pychyl, 2013).
Başarısızlık Şeması ve Erteleme
Başarısızlık şeması olan kişi bir işe başlamadan önce “nasıl olsa yapamayacağım”, “diğerleri benden daha başarılı”, “sonunda başarısız olacağım” gibi otomatik düşünceler yaşayabilir. Bu düşünceler görevi tehdit edici hale getirir ve kişi başarısızlık ihtimaliyle yüzleşmemek için işi erteleyebilir. Böylece erteleme, kısa vadede kişiyi başarısızlık duygusundan koruyan bir davranış gibi çalışabilir (Young et al., 2003; Steel, 2007).
Ancak uzun vadede erteleme başarısızlık şemasını zayıflatmak yerine güçlendirebilir. Çünkü tamamlanmayan işler, kaçırılan fırsatlar ya da aceleyle yapılan görevler kişinin “ben zaten beceremiyorum” inancını besleyebilir. Bu nedenle başarısızlık şemasıyla bağlantılı ertelemede asıl hedef, kişinin küçük ve gerçekçi başarı deneyimleri oluşturmasına yardımcı olmaktır (Young et al., 2003).
Kusurluluk/Utanç Şeması ve Erteleme
Kusurluluk/utanç şeması olan kişiler hata yapmayı yalnızca performans eksikliği olarak değil, kendi değerlerine yönelik bir tehdit olarak algılayabilir. Bu nedenle bir göreve başlamak, aynı zamanda görünür olma ve değerlendirilme riskini de beraberinde getirir. “Yeterince iyi yapamazsam insanlar benim eksik olduğumu fark eder” düşüncesi, kişinin göreve başlamasını zorlaştırabilir (Young et al., 2003).
Bu şemada erteleme, utanç duygusundan korunmanın bir yolu haline gelebilir. Kişi işe başlamadığında, ortaya çıkacak ürünün değerlendirilmesi de gecikir. Böylece kişi kısa vadede rahatlar; ancak uzun vadede kendini daha suçlu, yetersiz ve sıkışmış hissedebilir. Bu döngü, kusurluluk duygusunu azaltmak yerine daha görünmez ve daha güçlü hale getirebilir (Young et al., 2003; Sirois & Pychyl, 2013).
Yüksek Standartlar Şeması ve Erteleme
Yüksek standartlar/aşırı eleştirellik şeması, erteleme davranışını sıklıkla besleyen şemalardan biridir. Bu şemaya sahip kişiler bir işe başlarken “mükemmel olmalı”, “eksiksiz olmalı”, “en doğru şekilde yapmalıyım” gibi içsel baskılar hissedebilir. Bu baskı, göreve başlamayı kolaylaştırmak yerine başlama eşiğini yükseltir ve kişi işi gözünde büyütebilir (Young et al., 2003).
Bu durumda kişi göreve başlamadan önce bile zihinsel olarak yorulabilir. Küçük bir adım atmak yerine, sanki tüm işi kusursuz biçimde tamamlaması gerekiyormuş gibi hisseder. Erken dönem uyumsuz şemalarla akademik erteleme arasındaki ilişkide mükemmeliyetçiliğin aracı rol oynayabileceğini gösteren bulgular da bu bağlantıyı desteklemektedir (Setayeshi Azhari, 2017).
Yetersiz Özdenetim/Özdisiplin Şeması ve Erteleme
Yetersiz özdenetim/özdisiplin şeması da erteleme davranışıyla doğrudan bağlantılı olabilir. Bu şemada kişi sıkıntıya dayanmakta, dürtülerini düzenlemekte, uzun vadeli hedef için kısa vadeli rahatsızlığı tolere etmekte zorlanabilir. Görev sıkıcı, zor, belirsiz ya da emek isteyen bir hale geldiğinde kişi daha hızlı rahatlama sağlayan davranışlara yönelebilir (Young et al., 2003).
Bu durum sosyal medyada oyalanma, başka küçük işlerle meşgul olma, uyuma, sürekli hazırlık yapıp asıl işe başlamama ya da “birazdan yaparım” diyerek görevi öteleme şeklinde görülebilir. Güncel çalışmalar, yetersiz özdenetim şemasının ve duygu odaklı baş etme biçimlerinin akademik erteleme üzerinde yordayıcı rol oynayabileceğini göstermektedir (Mustafali et al., 2025).
Kaçınma Baş Etme Stili ve Erteleme
Şema terapi modeline göre kişiler şemaları tetiklendiğinde genellikle üç temel baş etme yoluna başvurur: teslim olma, kaçınma ve aşırı telafi. Erteleme çoğu zaman kaçınma baş etme stiliyle ilişkilidir. Kişi şemanın uyandırdığı acı verici duygularla temas etmemek için görevi, düşünceyi ya da sorumluluğu zihinsel olarak uzaklaştırmaya çalışabilir (Young et al., 2003).
Bu açıdan erteleme, kişinin “işten kaçması” değil, çoğu zaman “duygudan kaçması” olarak anlaşılabilir. Görev ne kadar çok yetersizlik, utanç, kaygı veya başarısızlık korkusu uyandırıyorsa, kaçınma ihtiyacı da o kadar güçlenebilir. Ancak kaçınma uzun vadede kişinin hem göreve hem de kendi yeterliliğine dair daha olumsuz bir algı geliştirmesine neden olabilir (Sirois & Pychyl, 2013; Young et al., 2003).
Kopuk Korungan Mod ve Erteleme
Erteleme davranışında kopuk korungan ya da kaçınan mod benzeri bir iç süreç görülebilir. Kişi zorlayıcı bir işle karşılaştığında duygusal olarak kapanabilir, zihnini dağıtabilir, sosyal medyaya yönelebilir, uyuyabilir, başka küçük işlerle oyalanabilir ya da “şu an düşünmek istemiyorum” diyebilir. Bu modun amacı kişiyi kısa vadede yoğun duygusal acıdan korumaktır (Young et al., 2003).
Ancak kopuk korungan mod uzun vadede kişinin sorumluluklarından, hedeflerinden ve ihtiyaçlarından uzaklaşmasına neden olabilir. Kişi o an rahatlamış gibi görünse de yaşamındaki önemli alanlarda birikme, gecikme ve kopma yaşayabilir. Bu nedenle erteleme davranışı değerlendirilirken kişinin kaçındığı görev kadar, kaçındığı duyguya da dikkat etmek gerekir (Young et al., 2003; Sirois & Pychyl, 2013).
Cezalandırıcı Ebeveyn Modu ve Erteleme
Erteleme davranışında cezalandırıcı ebeveyn modu da belirginleşebilir. Kişi erteledikçe iç sesi daha sert hale gelebilir: “Yine yapamadın”, “sen zaten böylesin”, “disiplinsizsin”, “başkaları hallediyor ama sen halledemiyorsun.” Bu eleştirel iç ses kişiyi harekete geçirmek yerine çoğu zaman daha fazla utanç, donma ve kaçınma yaratır (Young et al., 2003).
Bu nedenle erteleme davranışında kişinin kendisiyle nasıl konuştuğu oldukça önemlidir. Sert, aşağılayıcı ve cezalandırıcı iç konuşmalar kısa vadede kişiyi zorlayarak harekete geçirecek gibi görünse de çoğu zaman duygusal yükü artırır. Bu yük arttıkça kişi işe başlamak yerine daha fazla kaçınabilir (Young et al., 2003; Sirois & Pychyl, 2013).
Talepkâr Ebeveyn Modu ve Erteleme
Talepkâr ebeveyn modu da erteleme davranışını artırabilir. Bu mod kişiye sürekli “daha fazlasını yapmalısın”, “dinlenmemelisin”, “hata yapmamalısın”, “eksiksiz olmalısın” gibi mesajlar verir. İlk bakışta bu iç ses motive edici gibi görünse de çoğu zaman görevi ağırlaştırır ve başlama davranışını zorlaştırır (Young et al., 2003).
Özellikle yüksek standartlar şemasıyla birleştiğinde talepkâr ebeveyn modu kişiyi sürekli performans baskısı altında tutabilir. Kişi bir işe başlamadan önce bile zihinsel olarak yorulur; çünkü iş, yapılması gereken doğal bir görev olmaktan çıkar ve kişinin değerini kanıtlaması gereken bir alana dönüşür. Bu da erteleme davranışını güçlendirebilir (Young et al., 2003; Setayeshi Azhari, 2017).
Erteleme Davranışı Klinik Olarak Nasıl Anlaşılabilir?
Erteleme davranışını anlamak için klinik görüşmede yalnızca “neden yapmıyorsun?” sorusu yeterli değildir. Daha işlevsel soru, “bu işe yaklaşınca içinde ne oluyor?” olabilir. Çünkü ertelemenin arkasında çoğu zaman kaygı, utanç, değersizlik, başarısızlık korkusu, öfke, sıkışmışlık ya da çaresizlik gibi duygular bulunur (Sirois & Pychyl, 2013).
Bu duygular fark edilmeden yalnızca zaman planı yapmak veya yapılacaklar listesi oluşturmak sınırlı kalabilir. Elbette planlama önemlidir; ancak kişi göreve her yaklaştığında yoğun bir şema tetiklenmesi yaşıyorsa, planlar tekrar tekrar bozulabilir. Bu nedenle erteleme davranışıyla çalışırken bilişsel, duygusal, davranışsal ve şema odaklı değerlendirme birlikte yapılmalıdır (Young et al., 2003; Sirois, 2023).
Erteleme Davranışıyla Nasıl Çalışılabilir?
Erteleme davranışıyla çalışırken ilk adım kişinin kendini suçlamadan döngüyü fark etmesidir. “Ben tembelim” yerine “bu görev bende hangi duyguyu tetikliyor?”, “hangi şemam devreye giriyor?”, “neyi yapmaktan değil, neyi hissetmekten kaçınıyorum?” gibi sorular daha işlevseldir. Çünkü utanç ve suçluluk arttıkça kaçınma da artabilir (Sirois & Pychyl, 2013; Young et al., 2003).
Davranışsal düzeyde görevleri küçültmek oldukça önemlidir. “Raporu bitireceğim” ya da “tez yazacağım” gibi büyük hedefler yerine “dosyayı açacağım”, “ilk başlığı yazacağım”, “beş dakika okuyacağım” gibi küçük ve başlanabilir adımlar belirlemek başlama eşiğini düşürür. Oxford Health NHS kaynaklarında yer alan “5 dakika kuralı”, kişinin kaçındığı göreve yalnızca beş dakika ayırmasını önerir (Oxford Health NHS Foundation Trust, 2019).
Şema odaklı çalışmada amaç yalnızca erteleme davranışını ortadan kaldırmak değil, ertelemenin hangi duygusal ihtiyacı veya hangi eski yarayı koruduğunu anlamaktır. Başarısızlık şeması varsa kişi gerçekçi yeterlilik deneyimleriyle desteklenebilir; kusurluluk/utanç şeması varsa hata yapmanın kişisel değeri azaltmadığı çalışılabilir; yüksek standartlar şeması varsa “yeterince iyi” kavramı güçlendirilebilir; yetersiz özdenetim şeması varsa küçük adımlarla süreklilik ve sıkıntıya dayanma becerisi geliştirilebilir (Young et al., 2003; Setayeshi Azhari, 2017).
Sonuç olarak erteleme davranışı yüzeyde basit bir geciktirme gibi görünse de derinde duygu düzenleme, öz-değer, başarısızlık korkusu, mükemmeliyetçilik, kaygı, kaçınma ve erken dönem uyumsuz şemalarla ilişkili çok katmanlı bir süreçtir. Kişi ertelediğinde çoğu zaman işi değil, işin onda uyandırdığı duyguyu ertelemeye çalışır. Bu nedenle erteleme davranışını anlamak ve dönüştürmek için zaman yönetimi kadar duygu farkındalığı, şema farkındalığı, öz-şefkat ve küçük davranışsal adımlar da önemlidir (Steel, 2007; Sirois & Pychyl, 2013; Young et al., 2003).
📋Hazırlayan: Psk. Ömer BALABAN
Kaynakça: American Psychological Association. (t.y.). Neden erteleriz ve bununla ilgili ne yapabiliriz? Fuschia Sirois, PhD ile psikoloji söyleşisi.
Centers for Disease Control and Prevention. (2025). Stresle başa çıkma.
Mustafali, U., Cudo, A. ve Kopiś-Posiej, N. (2025). Öz saygı, başa çıkma davranışı ve erken dönem uyumsuz şemaların akademik ertelemedeki yordayıcı rolünün incelenmesi. Studia Psychologica: Theoria et Praxis.
NHS. (t.y.-a). Yapılacaklar listenizle başa çıkmak. NHS. (t.y.-b). Kaygı.
Oxford Health NHS Foundation Trust. (2019). Erteleme davranışını azaltma.
Setayeshi Azhari, M. (2017). Öğrencilerde erken dönem uyumsuz şemalar ve akademik erteleme: Mükemmeliyetçiliğin aracı rolü. International Journal of Psychological Studies, 9(4), 76-85.
Sirois, F. M. (2023). Erteleme ve stres: Bağlamın neden önemli olduğuna ilişkin kavramsal bir inceleme. International Journal of Environmental Research and Public Health, 20(6), 5031.
Sirois, F. M. ve Pychyl, T. A. (2013). Erteleme ve kısa vadeli duygu düzenlemenin önceliği: Gelecekteki benlik açısından sonuçları. Social and Personality Psychology Compass, 7(2), 115-127.
Sirois, F. M., Stride, C. B. ve Pychyl, T. A. (2023). Erteleme ve sağlık: Stres ve sağlık davranışlarının rollerine ilişkin boylamsal bir test. British Journal of Health Psychology, 28(3), 860-875.
Steel, P. (2007). Ertelemenin doğası: Temel bir öz-düzenleme başarısızlığına ilişkin meta-analitik ve kuramsal bir inceleme. Psychological Bulletin, 133(1), 65-94.
Young, J. E., Klosko, J. S. ve Weishaar, M. E. (2003). Şema terapi: Uygulayıcı rehberi. Guilford Press.