
Gün içinde kendimize söylediğimiz onlarca cümle vardır. “Bugün her şeyi mükemmel yapmalıyım”, “Üzgün hissetmek için bir nedenim yok”, “Herkes benden daha başarılı”… Bu içsel konuşmalar, farkında olmadan kendimize koyduğumuz beklentilerin kendimize bir yansımasıdır. Peki bu beklentiler bizi harekete geçiriyor mu, yoksa tükenmişliğe mi sürüklüyor?
Modern yaşamın üretkenlik odaklı yapısı, bireylerin kendilerine yönelik beklentilerini giderek yükseltmekte ve çoğu zaman bu beklentiler gerçekçi sınırların ötesine geçmektedir. Bu durum, özellikle mükemmeliyetçilik, tükenmişlik ve kronik yetersizlik duyguları ile ilişkilidir. Bireyin kendine yönelik beklentilerinin gerçekçi ve esnek olması, ruh sağlığının korunmasında önemli bir faktör olarak ele alınabilir.
Siyah-beyaz düşünme, aşırı genelleme ve zorunluluk ifadeleri (-meli -malı ) bireyin kendilik algısını olumsuz etkiler (Türkçapar, 2012). Kendimize dair beklentilerimiz, büyük ölçüde erken dönem bağlanma deneyimlerimiz, toplumsal norm ve kurallar ve medyanın kusursuz hayat sunumlarıyla şekillenir. Bilişsel psikolojiye göre, bu beklentiler çoğu zaman otomatik düşünceler halinde karşımıza çıkar ve gerçeklikle çeliştiğinde bilişsel çarpıtmalara yol açabilir.
Gerçekçi beklenti, bireyin kendi bilişsel, duygusal ve fiziksel kapasitesini dikkate alarak oluşturduğu, ulaşılabilir ve esnek hedeflerdir. Bu beklentiler, bireyin mevcut koşullarını (zaman, enerji, stres düzeyi, koşullar gibi) hesaba katar ve mutlak başarı yerine ilerlemeyi temel alır. Kendimizden beklentilerimiz öncelikle mükemmel olmak yerine yeterince iyi olmalı. Çünkü katı beklentiler çoğu zaman ertelemeye, kaygıya ve yetersizlik hissine yol açabilir. Esnek beklentiler ise hareket alanı yaratır; hata yapmayı sürecin bir parçası olarak görmemizi sağlar. Bu da motivasyonu artırır, çünkü kişi sürekli kendini yargılamak yerine ilerlemeye odaklanır. Beklentiler gelişim odaklı olduğunda, kabul eden bir yapıda olduğunda, değerlermizle uyumlu olduğunda sürdürülebilir bir başarı sağlar.
Psikolojik esneklikte ise birey kendi iç konuşmasını dönüştürür. Psikolojik esneklik, bireyin değişen koşullara uyum sağlayabilme ve deneyimlerine açık olabilme kapasitesidir (Harris, 2019). Bu kavram özellikle Kabul ve Kararlılık Terapisi’nin merkezinde yer alır. Sert ve eleştirel bir iç ses yerine daha anlayışlı bir dil gelişir. Örneğin “Bunu başaramadım, demek ki yetersizim” yerine “Şu an zorlandım, başka bir yol deneyebilirim” diyebilmek psikolojik dayanıklılığı güçlendirir. Bununla birlikte beklentilerin değerlerle uyumlu olması da önemlidir. Yani sadece “başarılı olmak” değil, “benim için anlamlı olan ne?” sorusuna verilen cevap belirleyici olmalıdır. Çünkü değer odaklı hedefler, dış baskılardan bağımsız olarak daha sürdürülebilir bir motivasyon sağlar.
Değerlerimiz hedefden ziyade daha çok bir yön gibidir. Mükemmel olmayı değil, anlamlı olanı bize hatırlatır.
Daha Esnek Bir Zihne Nasıl Geçeriz?
1. Beklenti listenizi yazın. Hangi maddeler sizi rahatlatıyor, hangileri baskı altına sokuyor?
2. Alternatif yorum geliştirin: “Yeterince iyi” kavramını tanıyın. Psikolog Donald Winnicott’un dediği gibi, mükemmel anne yoktur, yeterince iyi anne vardır. Aynı şey iş arkadaşı, ebeveyn, partner ve kendiniz için de geçerli.
3. Kanıt sorgulaması yapın: “Herkes benden daha başarılı” düşüncesine inanmadan önce, bu kanıtlanabilir mi? Ya da seçici bir algı mı?
4. Küçük adımlarla deney yapın: Bir günlüğüne “Bugün sadece zorunlu olanı yapacağım, fazlasını değil” diye niyet edin. Ne değişiyor?
Gerçekçi beklentiler, sizi tembelliğe itmez; aksine, ulaşılabilir hedefler sayesinde öz yeterlilik duygunuzu güçlendirir. Kendinize şefkatle yaklaşmak, bir lüks değil; zihinsel sağlamlığın temelidir. Siz de bugün, içinizdeki eleştirmenin sesiyle değil, anlayışlı rehberin sesiyle konuşmayı deneyin. Esneklikle kalın..
📋Hazırlayan: Psk. Esra Karakuş
Harris, R. (2019). Mutluluk tuzağı (Çev.). Butik Yayıncılık. Seligman, M. E. P. (2016). Öğrenilmiş iyimserlik (Çev.). Epsilon Yayıncılık. Türkçapar, M. H. (2012). Bilişsel davranışçı terapi: Temel ilkeler ve uygulama. HYB Yayıncılık. Yavuz, K. F. (2015). Kabul ve kararlılık terapisi üzerine Türkçe çalışmalar.