
"Ergenlik; fırtına ve stresin hakim olduğu, çalkantılı bir yeniden doğuş dönemidir."
— G. Stanley Hall
Ergenlik dönemi genellikle fiziksel değişimler veya çalkantılı davranışlarla şekillenen fırtına dönemi olarak bilinse de, psikolojik açıdan bir yeniden yapılanma sürecidir. Bireyin çocukluk döneminde çıkıp yetişkinliğe ilk adımını attığı bu evrede zihin; duygu, benlik, kimlik ve kişilik gibi dört temel yapı taşını adeta sil baştan inşa eder. Günlük dilde çoğu zaman birbirinin yerine kullanılan bu kavramlar, aslında belirli bir nedensellik ve sırayla çalışarak yetişkin bireyi oluşturur.
1) Duygular-Psikolojik inşanın sıfır noktası
Kavramsal olarak duygu; içsel veya dışsal bir uyarana verilen en hızlı, en anlık ve fizyolojik boyutu olan tepkidir. Ergenlikte bu tepkilerin uçlarda yaşanmasının altında nörolojik bir gerçek yatar: “Beynimizin duygu ve dürtü merkezi olan limbik sistem ,mantık ve dürtü kontrolü sağlayan prefrontal korteksten çok daha hızlı gelişir (Casey vd., 2011; Santrock, 2014;Şahin ve Özden,2015)."
Bu gelişimsel asimetrik nelere yol açar?
Duyguları adeta filtresiz ve en yüksek seste yaşamasına neden olur. Sevinçler daha coşkulu, öfke daha yakıcı, üzüntü ise çok daha derindir. Henüz oturmuş bir kimlikten veya bir kişilikten söz edemediğimiz bu evrede genç, sürekli değişen bu yoğun hislerin etkisi altındadır. Yaşanan bu yorucu ve kontrol edilmesi güç duygu karmaşası, bireyi kaçınılmaz olarak iç dünyasına dönmeye ve "Bana ne oluyor?" sorusunu sormaya itecektir. Tam da bu içe dönüş anı, sürecin ikinci basamağı olan benliğin kapısını aralar.
2)Benlik: İçsel Ayna ve "Ben Kimim?" Sorgulaması
"Ben, başıma gelen şey değilim; ben, olmayı seçtiğim kişiyim." — Carl Jung
Jung'un bu sözü, ergenlikte uyanan o büyük kırılmanın özetidir: Genç, artık sadece ailesinin ona sunduğu hayatı (başına gelenleri) yaşamak istemez; içsel aynamıza bakıp "Ben aslında kimim?" sorusunu sorarak "olmayı seçtiği kişiyi" aramaya başlar.Duyguların yarattığı o kaos ortamı ve fırtına, bireyi kaçınılmaz olarak kendi içine bakmaya zorlar. Psikolojik anlamda benlik ; bireyin kendi yetenekleri, fiziksel özellikleri, inançları ve değeri hakkındaki içsel algısıdır.
Çocukluk döneminde benlik algısı
Genellikle ailenin verdiği geri bildirimlerle şekillenirken, ergenlikte soyut düşünme yeteneğinin hız kazanmasıyla bu yapı yıkılır ve yeniden inşa edilir. Genç, artık kendini sadece ebeveynlerinin gözünden değil, kendi eleştirel iç sesinden de değerlendirmeye başlar. Bedenindeki değişimler ve zihnindeki yeni kapasiteler, benlik algısını oldukça kırılgan bir hale getirir; genç bir gün aynaya bakıp kendisinde her şeyi yapabilecek bir potansiyel görürken, ertesi gün derin bir yetersizlik hissiyle yüzleşebilir.
İç dünyada yaşanan bu inişli çıkışlı "kendini algılama" süreci sonsuza dek kapalı kapılar ardında kalamaz. Genç, içeride inşa etmeye çalıştığı bu yeni benliğin, dış dünyada nasıl bir karşılık bulduğunu öğrenmek ister. Ayna karşısındaki bu içsel yüzleşmenin sosyal çevreye taşınması, bizi psikolojik inşanın üçüncü ve en çok vitrinde olan aşamasına, yani kimlik arayışına götürür.
3) Kimlik: Sosyal Vitrin ve "Maskelerin" Denenmesi
Kimlik krizi bir felaket değil, gelişimin ve kendini bulmanın en hayati dönüm noktasıdır." — Erik Erikson
İç dünyasındaki aynada "Ben kimim?" sorusuyla boğuşan genç, buradan çıkıp dış dünyaya yani sosyal çevresinde yer alan –okula, arkadaş gruplarına, topluma– karıştığında yeni ve çok daha sesli bir soruyla karşılaşır: "Ben bu kalabalığın içinde nereye aitim ve onlar beni nasıl görüyor?"
Benlik tamamen içsel bir algıyken; kimlik bizim dış dünyaya sunduğumuz vitrinimiz, toplumsal yüzümüz ve aidiyetlerimizdir. Analitik psikolojide Carl Jung'un "Persona" olarak adlandırdığı kavram, tam da ergenlikteki bu kimlik arayışının merkezine oturur. Ergen, toplum içinde birey olarak var olabilmek, dışlanmamak ve aidiyet duygusunu hissedebilmek için bu "maskeleri" deneyimlemeye başlar.”Genç, dışarıda denediği bu farklı kimliklerin (maskelerin), içerideki benlikleriyle ne kadar örtüştüğünü test etmektedir(Marcia, 1966)." Eğer taktığı maske içerideki hislerine çok yabancıysa, o maskeyi atar ve yenisini dener.
Erik Erikson, bu süreçteki temel çatışmayı "Kimlik Kazanımına Karşı Rol Karmaşası" olarak tanımlar. Bu evrede gençler, Erikson'un tabiriyle bir tür psikososyal moratoryum (yasal bekleme süresi/mola) yaşarlar. Bu, yetişkinliğin ağır sorumluluklarını almadan önce, farklı rolleri ve maskeleri güvenle deneyebilecekleri bir zaman dilimidir.
4) Kişilik: Fırtınanın Dinmesi
Ergenlikteki o uzun, yorucu ve maskelerle dolu sahne sonsuza dek sürmez. Yirmili yaşlara doğru yaklaşıldığında, iç dünyada sular yavaş yavaş durulmaya başlar. O ilk baştaki kontrolsüz ve karmaşık duygu fırtınaları diner, aynadaki yansıma netleşir ve aidiyet duygusunun varoluşu meydana gelir.
İşte onca fırtınanın ve deneme-yanılmanın ardından geriye kalan o sağlam ve rüzgarda kolay kolay savrulmayan yapıya kişilik diyoruz. Eğer duygularımız anlık değişen hava durumuysa; kişilik o coğrafyanın kalıcı iklimidir. Bir genç o gün çok öfkeli veya isyankar hissedebilir, ancak bu onun kalıcı olarak agresif bir kişiliğe sahip olduğu anlamına gelmez. Kişilik,anlık süreçlerden çıkarak tanımına varacağımız bir yapı değil,bizimle hayatımızda eşlik edecek benliğimizin büyük bir parçasıdır.
Ergenlikteki o yorucu krizlerin aslında tek bir amacı vardır: İçerideki hislerle dışarıdaki vitrin arasındaki farkı kapatmak. Kişilik oturduğunda, insan rahat bir nefes alır. İçerisi ve dışarısı nihayet barışmıştır. Aynadaki o gerçek yansıma ile dışarıya gösterilen yüz birbirine o kadar yaklaşır ki, ortada takılacak bir maske kalmaz. Genç insan artık başkalarının yazdığı bir rolü oynamayı bırakır ve kendisiyle hayatta var olmaya başlar.
Hazırlayan:Stj.Psk. Ahsen KAPLAN
Kaynakça
Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 3(1), 163-213.
Erikson, E. H. (1968). Identity: Youth and crisis. W. W. Norton & Company.
Jung, C. G. (2001). Anılar, düşler, düşünceler (İ. Z. Eyüboğlu, Çev.). Can Yayınları.
Koç, M. (2004). Gelişim psikolojisi açısından ergenlik dönemi ve genel özellikleri. Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 1(17), 231-256.
Morsünbül, Ü., & Atak, H. (2013). Ergenlik ve beliren yetişkinlikte kimlik gelişimi: Yeni yaklaşımlar. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 5(3), 253-269.
Rogers, C. R. (2011). Kişi olmaya dair (A. Babacan, Çev.). Okuyan Us Yayınları.
Santrock, J. W. (2014). Ergenlik (D. M. Siyez, Çev. Ed.). Nobel Akademik Yayıncılık.
Şahin, S., & Özden, A. (2015). Ergenlikte nörobiyolojik gelişim: Prefrontal korteks ve limbik sistem asimetrisi. Türkiye Klinikleri Çocuk Psikiyatrisi Özel Konular, 1(2), 14-22.