Logo
Yeme Bozukluğu: Göründüğünden Fazlası

Yeme bozuklukları DSM-5 sınıflandırmasında “beslenme ve yeme bozuklukları” sınıflandırmasında olup beslenme bozuklukları; pika, ruminasyon ve kaçınan/kısıtlayıcı yiyecek alım bozukluğundan, yeme bozuklukları ise anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza ve tıkınırcasına yeme bozukluğundan oluşmaktadır. Anoreksiya nervoza kilo almaya yönelik yoğun korku ve çarpık beden algısı ile karakterize olup daha çok kısıtlayıcı olma tutumu ile ilişkilendirilir ve  psikiyatrik alanda en yüksek ölüm oranına sahip yeme bozukluğu grubudur(Tümen, 2023). Bulimia nervoza ise kısa sürede aşırı yemek yeme olarak nitelendirilen yeme atakları ve ardından gelen telafi edici davranış mekanizmaları (kusma vb.) ile ilişkilendirilir. Tıkınırcasına yeme bozukluğunda ise kişi bulimiadan farklı olarak telafi edici bir davranış sergilemeksizin kontrol kaybı eşliğinde aşırı yemek yeme eğilimleri deneyimler. Kaçıngan/kısıtlayıcı gıda alım bozukluğu ise yiyeceklere yönelik ilgide azalma ve duygusal sebepli gıda kaçınmaları olarak karşımıza çıkmakta ve anoreksiya nervozadan farklı olarak vücut şekli veya kiloya dair bir kaygı içermemektedir. Pika sendromunda ise birey besleyici olmayan maddeleri (toprak, kağıt vb) en az bir ay boyunca tüketme eğiliminde olmakta olup demir eksikliği ve hamilelik ile ilişkilendirilmektedir. Ruminasyon bozukluğunda birey yuttuğu yiyecekleri geri çıkararak tekrar çiğner veya yutar. Tanımlanmamış diğer beslenme veya yeme bozuklukları tanı grubu ise belirgin bir bozukluğa işaret ediyor olup diğer tanı gruplarını karşılamayan durumlar için kullanılmaktadır (Tümen, 2023).

Yeme bozuklukları; genel yapısıyla normal dışı besin tüketim tutumaları, vücut ağırlığı ve görünümüne aşırı değer verme ile eşleştirilen bozukluklardır (Öz, 2024). Bireyin yeme bozukluğu geliştirmesinde pek çok etken bulunmakta olup bunlar bireysel, ailesel ve sosyo-kültürel olabilmektedir(Tümen, 2023). Bireyin sahip olduğu düşük benlik algısı, mükemmelliyetçilik, bedeni hakkındaki hoşnutsuzluk, aile içi çatışmalar, yeme bozukluğuna sahip aile üyeleri, sosyal medyada da sıkça gördüğümüz dayatılan beden algısı ve zayıflık ideali gibi olgular yeme bozukluğunun gelişmesinde etiyolojik bir yere sahip olabilmektedirler.

Yeme bozukluklarında mükemmeliyetçilik tutumunun bozukluğa katkısı araştırılmış olup, aralarında güçlü bir bağ bulunmakta ve mükemmeliyetçilik yeme bozukluğunun ortaya çıkmasında, sürmesinde ve tedavisinde bir risk faktörü olarak görülebilmektedir(Öz, 2024). Bu durum bireyinkendisine gerçekçi olmayan, aşırı yüksek standartlar koyması, hatalar karşısında yoğun kaygı duyması ve başarısıyla ilgili sürekli şüphe yaşamasıdır ve bu tutum da mükemmelliyetçilik tutumuna sebebiyet verebilmekte ve yeme bozuklukları açısından olumsuz bir senaryo oluşturabilmektedir. Yeme bozukluklarının yordayıcılarının araştırıldığı bir çalışmada; bireylerin yeme bozukluğu eğilimlerini yordayan unsurlar yaşam doyumu (negatif ilişki), cinsiyet (genel anlamda kadınlarda yeme bozukluğu daha sık görülmekte), kişilik özellikleri ve eğitim düzeylerinin belirleyici etkilere sahip olması olarak saptanmıştır (Okumusoglu, 2025). Bu doğrultuda özellikle yaşam doyumu ve yeme bozukluğuarasında anlamlı bir ilişki olup yaşam doyumu arttıkça yeme bozukluğu eğilimlerinin azaldığı görülmüştür. Bu da bizi bireyin duygu düzenleme becerisi ve duygusal yeme kavramına götürmektedir. Birey duygusal açlık ile fiziksel açlık arasındaki adeta bir tahteravallide olup duygusal duruma cevap olarak duygusal yemeyi kullanabilmektedir(Levent & Coşkun, 2025). Duygusal açlık, fizyolojik bir ihtiyaç bulunmaksızın ortaya çıkmakta ve geçici bir rahatlamanın ardından gelen suçluluk ve pişmanlık ile ilişkilendirilebilmektedir. Duygusal yeme daha çok stres, öfke, üzüntü gibi duygularla karakterize olup mutluluk, neşe ve keyif gibi olumlu duygularla da görülebilmektedir. Duygusal yemeye çözüm olarak da duygusal farkındalık ve mindful yeme (farkındalıkla yeme) teknikleri önerilmektedir (Levent & Coşkun, 2025). Sonuç olarak yeme bozuklukları kompleks bir yapıda düşünülmeli ve duyguların yeme davranışı üzerindeki etkisi göz ardı edilmemelidir. 
 


Hazıralayan: Stj. Psk. Sıla Taşkıran
 

Referanslar

Levent, A., & Coşkun, G. (2025). Duyguların Yeme Davranışları Üzerindeki Etkisi. Toros University Journal of Food, Nutrition and Gastronomy, 4(2), 251-262. https://doi.org/10.58625/jfng-3077

Okumusoglu, S. (2025). Yeme Bozukluğu Eğilimlerinin Yordayıcısı Olarak Kişilik Özellikleri, Yaşam Doyumu Ve Belli Sosyodemografiklerin İncelenmesi: Kesitsel Çalışma. Akademik Hassasiyetler, 12(27), 566-595. https://doi.org/10.58884/akademik-hassasiyetler.1526635  

Öz, M. (2024). Mükemmeliyetçiliğin, Yeme Bozukluğu ve Obsesif Kompulsif Bozukluk ile İlişkisi: Bir Gözden Geçirme. Adnan Menderes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi, 8(1), 92-102. https://doi.org/10.46237/amusbfd.1298944

Tümen, Z. Ç. (2023). Yeme bozukluklarına genel bir bakış. Çukurova Tıp Öğrenci Dergisi, 3(2), 40-45. https://izlik.org/JA55AG85ER

Yeme Bozukluğu: Göründüğünden Fazlası