
KENDİNİ GERÇEKLEŞTİREN KEHANET
Kendini gerçekleştiren kehanet ya da Pygmalion etkisi olarak adlandırdığımız kavram ilk etapta
gerçekliği olmayan bir durumun, beklentilerin oluşturduğu inançlar sayesinde gerçeğe
dönüşmesidir. Kişi başlangıçta olmayan bir duruma inanır, daha sonra düşünceleri ve
davranışlarıyla farkında olmadan bu durumun öngörüden çıkarak gerçeğe dönüşmesine sebep
olur. Böylelikle öngörüye dayanan olumsuz düşünce kendini gerçekleştirir. (Bilgin, 2003).
Pygmalion etkisi olarak bilinen kendini gerçekleştiren kehanet kavramı, ilk olarak 1948 yılında
sosyolog Robert Merton tarafından ortaya atılmıştır. Robert Merton bu kavramı “Olay veya
koşulların hatalı değerlendirilmesinden kaynaklanan yeni davranışlar, yanlışın gerçekleşmesine
neden olur.” şeklinde açıklar. (Merton, (1948). Günümüzde tüm otoriteler tarafından geçerliliği
kabul edilmiş ve psikoloji literatürlerine girmiş kavramdır (Çakır, 2021).
Kehanet sözcüğü Türk dil kurumu sözlüğünde bir olayın gerçekleşeceğini önceden bilme
anlamına gelmektedir (TDK, 2018). Bu kavramı mitolojide, edebiyatta, heykelde, siyasette,
ekonomide, eğitimde, teolojide görmek mümkündür yani geniş bir yelpazeye sahiptir.
İnsanlar ait oldukları sosyal sınıfları ele alarak onlar hakkında çeşitli kalıp yargılar oluşturur ve bu
kalıp yargılar hedef grup üyelerine ya da kişiye ilişkin beklentiler içerir. Bu beklentiler hem
bireyin kendi davranışını hem de davranışsal uyum yolu ile diğer insanların davranışını etkiler.
Kendini gerçekleştiren kehanet sürekli olarak işleyen bir süreçtir ve kalıp yargıların kalıcı hâle
gelmesinde oldukça etkilidir. İnsanların, grupların nasıl olmaları, nasıl davranmaları gerektiğine
ilişkin beklentiler oluştuğunda bu süreç devreye girer. İnsanlara ilişkin beklentilerimiz de temelde
bizim kendi davranışımızla biçimlenmiş ve sonrasında kendisini doğrulamış olur (Madran, H. A.
D., & Andaç, H. 2012).
Şema terapiye göre Karamsarlık şeması geçmiş deneyimlerin bugüne yansıyan olumsuz
inançlardan oluşur. Olumludan ziyade olumsuza odaklandığımız köklü bir düşünce örüntüsüdür.
Gerçekçi olmamakla birlikte sürekli zihni karanlık senaryolara itebilir:
“Kesin başıma bir şey gelecek. Geç kalacağım. Bu kadar iyiyse mutlaka bir terslik vardır.”
Terk edileceğine inanan biri, sürekli karşı tarafın sevgisini test edebilir, aşırı güvence isteyebilir
ya da en ufak mesafeyi reddedilme olarak yorumlayabilir. Bu davranışlar ilişkiyi yıprattığında
kişi, “Kimse zaten benimle kalmıyor.” diyerek ilk inancını doğrulanmış kabul eder. Böylece
geçmişten gelen şema, bugünkü davranışlar aracılığıyla kendini yeniden üretmiş olur.
Zihnimiz olasılıkları gerçekmiş gibi algıladığında duygularımız ve ardından da davranışlarımız
buna göre şekillenmeye başlar. Daha az riskler alıp yeni deneyimlere girmekten daha çok
kaçınırız. Zihin kendisini sürekli koruma altına almaya çalışır. Kısa vadede güvenliymiş gibi
görünen bu yöntem uzun vadede zedeleyici hale gelir. İnanç desteklenmiş olur ve korku
güçlenir. (Molacı, M. (2019).
📋Hazırlayan: Psk. Esra Karakuş
Balcı, O. (2024). Kendini gerçekleştiren kehanet kavramını anlamak. The Journal of Social
Sciences, 30(30), 500–510.
Bilgin, P. (2003). Güvenliğin bireysel ve toplumsal boyutları. Uluslararası Çalışmalar İncelemesi,
5(2), 203–222.
Çakır, D. (2021). Kendini gerçekleştiren kehanet: Kırmızı saçlı kadın. Mecmua, 12, 110–117.
Madran, H. A. D., & Andaç, H. (2012). Temel beklenti etkisi: Kendini gerçekleştiren kehanet.
İçinde K. Çayır & M. A. Ceyhan (Ed.), Ayrımcılık: Çok boyutlu yaklaşımlar (ss. 29–40).
Merton, R. K. (1948). The self-fulfilling prophecy. The Antioch Review, 8(2), 193–210.
Molacı, M. (2019). Kendini gerçekleştiren kehanet. ViraVerita E-Dergi, 9, 1–28.
Türk Dil Kurumu. (2018). Güncel Türkçe sözlük. https://sozluk.gov.t