
Pekçok zaman kıskançlığın sevginin bir ölçeri olduğu konuşmalara denk gelmişsinizdir. “Beni sevdiği için kıskanıyor.” cümlesini de epey duymuş olmalısınız. Peki işler psikolojik açıdan sahiden böyle mi ilerler?
Duygusal/romantik ilişkiler söz konusu olduğunda kıskançlık konusu en çok karşımıza çıkan ve yıpratıcı olabilme potansiyeline sahip bir olgu olarak görülmektedir (Aune ve Comstock 1991). Sanılanın aksinedir ki, araştırma sonuçlarına göre cinsiyet ve kıskançlık düzeyi arasında tek başın anlamlı bir etki görülmemekle beraber ilişki türü (evli/bekar olunması) kıskançlık üzerinde belirleyici bir etken olabilmektedir (Demirtaş & Dönmez,2006). Bu çalışmaya göre evli olmayan bireyler evli olanlara göre kendilerini daha kıskanç bulmaktadır. Yaşla orantılı olarak kıskançlık düzeyi ters etki etmekte, yani yaş arttıkça bireyin kıskançlık düzeyi de bu orantıda azalmaktadır. Kıskançlıkla baş etme yöntemleri açısından cinsiyet farkları ortaya çıkmaktadır. Kadınlar kıskançlıkla baş etmede erkeklere kıyasla daha "yapıcı" yöntemleri kullanırken, erkekler daha "yıkıcı" yöntemlere başvurmaktadır (Demirtaş & Dönmez, 2006). Yani konu kıskançlık olduğunda; kadın sorun hakkında konuşmak gibi yöntemlere başvururken erkek çoğunlukla ses yükseltmek, ilişkiye son vermek veya fiziksel şiddet gibi yöntemlere başvurmaktadır. Kıskançlık tek boyutlu bir duygu gibi ele alınmaktan ziyade birçok değişkenle etkileşim halinde olan çok boyutlu bir karmaşa olduğunun farkındalığı ile birlikte değerlendirilmelidir (Demirtaş & Dönmez, 2006).
Peki patolojik kıskançlık nedir? Adını Shakespare’in aynı adlı eserinden alan “Othello” Sendromu ile açıklanır. Bu sendrom; kişinin hiçbir geçerli kanıt vb. olmaksızın, hayatındaki kişinin sadakatsizliği ile ilgili aşırıya varan takıntıları ve uğraşısı olarak tanımlanmaktadır (Tuna, 2018). Kişinin partnerinin sadakatsiz olduğuna dair inancı o kadar sarsılmazdır ki, aksi kanıtlar sunulsa dahi bu inanç değişime açık bir durumda olmamaktadır. Klinik görünüm açısından da incelendiğinde, othello sendromu sanrılar ile seyreden bir ruhsal bozukluktur. Yani kıskançlıktan farklı olarak birey zihninde yarattığı bu kıskançlık evrenini, yani sanrılarını gerçek kabul eder. Patolojik kıskançlığa (Othello Sendromu) sahip bireyler, bu kıskançlığı tetikleyebilecek en ufak uyaranlara karşı bile aşırı duyarlıolabilmektedirler (Tuna, 2018). Öfke, depresyon ve takıntılı kontrol ve takip gibi durumlarla görülebilmektedir. Bu sendromun en yıkıcı boyutu da partnere yönelik fiziksel şiddet olarak kendini gösterebilmektedir.
Türk dizi sektöründen örneklerle açıklayacak olursak Aşk-ı Memnu’daki Behlül karakterinin sahiplenici olması, Bihter'i sürekli kaybetme korkusu ve yoğun kıskançlık yaşaması bir kıskançlık örneğidir, çünkü bir sanrı belirtisi yoktur. Fakat Sen Anlat Karadeniz dizisindeki Vedat karakteri; sürekli aldatıldığını düşünmesi, telefon, ev ve çevreyi kontrol etmesi, eşini eve kapatması, en ufak olayı ihanet kanıtı olarak yorumlaması ve şiddet uygulaması açısından değerlendirildiğinde patolojik bir kıskançlık olarak “Othello Sendromu” ile karşımıza çıkmaktadır. “You” dizisindeki Joe Goldberg ve Euphoria dizisindeki Nate Jacobs karakterleri de tipik bir othello sendromu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bazen edebi eserlerde kıskançlığın bize “sevgi unsuru” olarak sunulduğunu görürüz. Fakat güvene dayalı bir ilişki veya iletişimde bu tarz unsurların mümkün mertebe yer almadığı unutulmamalı; sizi kısıtlayan, alıkoyan, yıkıcı durumlar yaratabilme olasılığı olan herhangi bir durum sevgi unsuru olarak değerlendirilmemelidir. Patolojik kıskançlığa sahip bir partnerle birlikte olduğunuzu düşünüyorsanız, öncelikli olarak kendi ruh sağlığınızı öne almalı ve bir ruh sağlığı uzmanından destek almayı göz önünde bulundurmalısınız.
📋Hazırlayan: Psk. Sıla Taşkıran
Kaynakça: Aune KS, Comstock J (1991) Experience and expression of jealousy: Comparison between friends and romantics. Psychol Rep, 69: 315-319.
Demirtaş, H. A, Dönmez, A. (2006). “Yakın İlişkilerde Kıskançlık: Bireysel, İlişkisel ve Durumsal Değişkenler”, Türk Psikiyatri Dergisi, 17 (3), s.181.
Tuna, E. (2018). HASET VE KISKANÇLIĞIN TANIMLANMASI VE KLİNİK GÖRÜNÜMÜ. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, 58(2), 1751-1767. https://izlik.org/JA75CM22LM